Yasal Yollara Başvuran Yabancı Kişilerin Teminat Gösterme Yükümlülüğü

1. Giriş

Yabancı gerçek ve tüzel kişilere, Türkiye’de dava açmak veya icra takibi başlatmak istemeleri halinde teminat yatırma zorunluluğu getirilmiştir. Bu zorunluluk Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (“MÖHUK”) m. 48 kapsamında aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:

“Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.”

Yabancılara yönelik bu teminat yükümlülüğünün istisnası, yine 48. maddenin 2. fıkrasında gösterilmiştir. Buna göre; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.”. Anılan hüküm ile yabancıların, “karşılıklılık esası” çerçevesinde teminattan muaf tutulabilecekleri kararlaştırılmıştır.

İlgili maddelerde geçen “yabancı”, “teminat” ve “karşılıklılık esası” terimlerini kısaca açıklamak gerekirse;

Yabancı | Öğretide pek çok yazar yabancı için, Devletler Hukuku Enstitüsünün 1892 yılında Cenevre toplantısında kabul ettiği şu tanımı kullanmaktadır: “Yabancı, bir devletin ülkesinde bulunup da, o devletin vatandaşlığını iddiaya hakkı olmayan kimsedir.”. Kısaca, bulunduğu ülkenin vatandaşlığına sahip olmayan kişi için yabancı terimi kullanılmaktadır[1].

Teminat | Yabancılar tarafından açılacak davalar ve icra takiplerinde MÖHUK uyarınca teminat yatırma koşulu getirilmesinin nedeni, dava sonucunda davalı tarafın veya icra takibinde aleyhine takip başlatılan tarafın haklı çıkması halinde, davalı veya aleyhine takip başlatılan taraf nezdinde ortaya çıkabilecek zararların karşılanması için güvence alınması gerekliliğidir.

Karşılıklılık Esası | Karşılıklılık esası iki devlet arasında imzalanan bir antlaşma ile veya bu iki devletin taraf olduğu çok taraflı bir uluslararası antlaşma ile sağlanabilir. Ayrıca kanuni veya fiili bir karşılıklılık da söz konusu olabilmektedir.

2. Teminat Göstermekle Yükümlü Kişiler

Mevzuatımızda teminat yükümlülüğü, MÖHUK dışında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (“HMK”) da düzenlenmiştir. HMK kapsamında öngörülen teminat yükümlülüğü yabancılar ile sınırlı değildir. HMK kapsamında, Türkiye’de mutat meskeni bulunmayan Türk vatandaşları ve ödeme güçlüğü içinde bulunduğu tespit edilen davacılar için de teminat gösterme yükümlülüğü getirilmiştir. Bu nedenle yazımızda HMK kapsamındaki teminat yükümlülüğüne değinilmemiş, yalnızca MÖHUK uyarınca yabancılara yönelik getirilen teminat yükümlülüğü incelenmiştir.

MÖHUK kapsamında, karşılıklılık esasının sağlanmadığı durumlarda, yabancı gerçek kişi veya tüzel kişinin dava açarken veya icra takibi başlatırken teminat göstermesinin zorunlu olduğu düzenlenmiştir. Bu noktada, aleyhine dava açılan veya icra takibi başlatılan tarafın Türk vatandaşı olması zorunluluğunun aranmadığının vurgulanması gerekir. O halde, teminat yatırma zorunluluğunun doğması için dava açan veya takip başlatan tarafın yabancı olması yeterlidir.

3. Yabancıların Teminattan Muaf Tutulması

Yukarıda kısaca belirtildiği üzere, MÖHUK kapsamında öngörülen teminat yükümlülüğü karşılıklılık esası ile ortadan kalkabilmektedir. Burada bahsi geçen karşılıklılık, Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu iki veya çok taraflı uluslararası antlaşmalara dayanmaktadır. Söz konusu antlaşmalar kapsamında devletler, birbirlerinin vatandaşlarını teminat yükümlülüklerinden muaf tutabilmektedir. Teminat muafiyeti öngören uluslararası antlaşmaların en önemlilerinden biri, 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi’dir.

1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi madde 17 bu muafiyeti şu şekilde ifade etmiştir;

“Âkit Devletlerden birisinde ikamet eden ve diğer bir devlet mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan Âkit bir Devletin vatandaşlarından yabancı olmaları veya o memlekette ikametgâh veya meskenleri bulunmaması sebebiyle, ne isim altında olursa olsun, her hangi bir teminat veya depozito istenemez”

Madde metninde yalnızca “vatandaş” tabiri kullanılması, söz konusu hükmün tüzel kişilere uygulanıp uygulanamayacağı konusunda tartışmaya sebep olmuştur. Öğretide vatandaş tabirinin tüzel kişileri de kapsadığını ileri süren yazarlar bulunmasına karşın, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin aksi yönde kararları mevcuttur[2].

4. Teminat Gösterilmesinden Feragat

Dava açan ya da icra takibi başlatan yabancı kişinin karşılıklılık ilkesi çerçevesinde teminattan muaf tutulamaması halinde, davalı ya da aleyhine icra takibi başlatılan tarafından teminattan feragat edilebilir mi? Bu soruyu yanıtlayabilmek için, teminatın kimi korumak amacıyla getirildiğini değerlendirmek gerekir.

Yabancıların teminat yatırma zorunluluğu, davalı veya aleyhine icra takibi başlatılan kişiyi korumanın yanı sıra; mahkeme veya icra dairesi tarafından yapılacak masraflar için güvence teşkil etmesi adına da getirilmiş bir düzenlemedir. Bu sebeple Yargıtay’ın yerleşik içtihadında, yabancının teminat yatırması zorunluluğu mahkeme tarafından re’sen gözetilecek bir husus olarak değerlendirilmiş ve teminattan feragatin mümkün olmadığı belirtilmiştir.

Örneğin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 18.04.2006 tarihli ve E. 2005/4947 K. 2006/4639 sayılı kararında bu husus; “Zira, yabancılık esasına dayalı teminat, yalnız davalının değil mahkemenin maruz kalacağı zararları karşılamak amacını gütmektedir.” şeklinde ifade edilmiştir.

5. Sonuç

Türkiye’de dava açmak veya icra takibi başlatmak isteyen yabancılar, MÖHUK m. 48 uyarınca teminat göstermekle yükümlüdür. Teminat gösterme yükümlülüğü, yalnızca karşı tarafı ilgilendirmediği ve yargı organları tarafından yapılacak masraflar bakımından da güvence teşkil ettiği için, karşı tarafın teminattan feragat etmesi halinde dahi sürecektir. Bu nedenle, teminat gösterme yükümlülüğünün tek istisnası olan karşılıklılık esasının, her olayda ayrıca gözetilmesi gerekir.


[1] Ergül, Ergin,Uluslararası Hukuk ve Türk Mevzuatında Yabancı Kavramı ve Türleri, Türk İdare Dergisi, Sayı: 475, Aralık 2012, s. 214-215.

[2] Yargıtay 12. H. D.: E. 2013/17436, K. 2013/24686, T. 02.07.2013; E. 2015/26555, K. 2016/3489, T. 11.02.2016.