Taşınır Rehni

Taşınır rehni 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (“TMK”) 939 ile 972. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yazımız kapsamında, bu düzenlemelerden; taşınır rehninin temel türü olan teslime bağlı rehne ve istisnai olarak teslimsiz rehin olanağı sağlayan ticari işlemlerde taşınır rehnine ilişkin düzenlemelere değinilecektir.

1. Genel Olarak

TMK m. 939/1 uyarınca taşınırlar, aksi kanunda öngörülmedikçe, ancak zilyetliğin devri yoluyla rehnedilebilir. Kanun koyucu burada, rehne konu taşınırın zilyetliğinin fiilen rehin hakkı sahibine teslimini aramıştır. Fiilen teslim kuralının istisnasını ise doğal özellikleri itibariyle taşınır hükümlerine tabi olmayan veya kendilerine kanun gereği taşınır eşya sıfatı verilen cisimler teşkil eder[1]. Örneğin gemiler ve motorlu taşıtlar taşınır eşya niteliğinde olmalarına rağmen teslim ile değil, sicile kayıt ile rehnedilebilmektedir. Öte yandan, maddi varlıkları olmamasına rağmen, TMK m. 954/2 uyarınca alacaklar ve diğer hakların rehninde de kural olarak teslime bağlı rehin hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. 

2. Teslime Bağlı Taşınır Rehninin Kurulması

Teslime bağlı taşınır rehninin kurulabilmesi için temelde iki unsur aranır. Bunlar; rehin sözleşmesi ve tasarruf işlemidir. Ancak, ticari işlemler kapsamındaki taşınır rehinlerinde rehnin kurulabilmesi için rehinli taşınır siciline tescil gerekmektedir. Rehin hakkının kurulması için esas unsurlar bunlar olmakla birlikte, rehnin bir fer’i hak olması itibariyle, taşınır rehninin hukuki dayanağını; rehin ile güvence altına alınması amaçlanan alacağın varlığı oluşturur. Sayılan bu unsurlar kısaca aşağıdaki şekilde tanımlanabilir.

Rehin Sözleşmesi | Taşınır rehninin kurulması için gerekli unsurlardan biri rehin sözleşmesidir. Rehin sözleşmesi, teminat altına alınan alacağın doğumuna kaynak teşkil eden borç ilişkisinden farklıdır. Burada borçlandırıcı işlem, rehin hakkının kurulması amacıyla taraflar arasında kurulan rehin sözleşmesini ifade eder. Rehin ilişkisinin temelini de bu rehin sözleşmesi oluşturur.

Tasarruf işlemi |Taşınır eşyanın zilyetliğinin devri, taşınır rehninin geçerli bir şekilde kurulması için kanunen öngörülmüş olan unsurdur. Tasarruf işlemi kural olarak rehne konu taşınır eşyanın zilyetliğinin devri ile gerçekleştirilmektedir. Ancak, ticari işlemler kapsamında kurulacak taşınır rehinlerinde tasarruf işlemi, rehinli taşınır siciline tescil ile sağlanmaktadır.

Rehin ile güvence altına alınan alacak |Teslime bağlı taşınır rehni, alacağa bağlı bir fer’i haktır. Rehne konu alacak, rehin ilişkisinin hukuki dayanağını teşkil eder. Burada belirtilen alacak, mevcut bir alacak olabileceği gibi ilerde doğacak müstakbel bir alacak da olabilir.

3. Taşınır Rehni Sözleşmesinin Şekli

TMK’da taşınır rehni kurulmasına ilişkin herhangi bir şekil şartı öngörülmemiştir. Bu durumda kural olarak taşınır rehni kurulmasında, kanunda öngörülen ayrık durumlar dışında herhangi bir şekil şartı aranmamaktadır. Ancak, ticari işlemler kapsamında verilen rehinleri düzenleyen “6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu” m. 4/2 kapsamında “Rehin sözleşmesi elektronik ortamda ya da yazılı olarak düzenlenir.” şeklinde şekil şartı öngörülmüştür. Aynı maddenin devam fıkralarında; “(3) Elektronik ortamda düzenlenen rehin sözleşmesinin Sicile tescil edilebilmesi için sözleşmenin güvenli elektronik imza ile onaylanması şarttır.” ve “(4) Yazılı olarak düzenlenen rehin sözleşmesinin Sicile tescil edilebilmesi için tarafların imzalarının noterce onaylanması veya sözleşmenin Sicil yetkilisinin huzurunda imzalanması şarttır.” şeklinde sözleşmenin kurulması için gerekli diğer şekli unsurlar da sayılmıştır.

Bu hükümlerden yola çıkarak taşınır rehninin kural olarak şekil şartına bağlı olmadığını, ticari işlemler kapsamında kurulacak taşınır rehinlerinin ise bu kuralın istisnası olduğunu söylemek mümkündür.

4. Ticari İşlemler Kapsamında Kurulacak Rehin Sözleşmesinde Yer Alması Zorunlu Hususlar

Ticari işlemler kapsamında düzenlenecek olan rehin sözleşmesinde yer alması zorunlu olan unsurlar 6750 sayılı Kanun m. 4/6’da düzenlenmiştir. Buna göre rehin sözleşmesinde yer alması zorunlu unsurlar:

a. Rehin sözleşmesinin tarafları,

b. Borcun konusu, miktarı, miktar belirli değilse rehnin ne kadarlık miktar için güvence teşkil ettiği, ödenecek para cinsi ve rehnin azami miktarı,

c. Rehne konu varlık ile bu varlığın ayırt edici özelliklerini belirten seri numarası, markası, üretim yılı, şasi numarası, belge seri numarası, varsa GTİP ya da PRODTR sanayi ürünü kodu gibi hususlar olarak sayılmıştır.

Ticari işlemler dışında kurulacak taşınır rehni sözleşmelerinin içeriği, kural olarak serbest bir şekilde belirlenebilir.

5. Rehin Sözleşmesinin Tarafları

TMK rehin sözleşmesine taraf olabilmek için herhangi bir koşul öngörmemiştir. Rehnedilecek şey taşınır veya taşınmaz ise malik olmak, hak veya alacak ise sahibi olmak rehin sözleşmesi düzenleyebilmek için yeterlidir. Bu durumda, TMK kapsamında bir alacağa teminat olarak rehin verebilmek için, temel borç ilişkisinden doğan borcun yükümlüsü olma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Bu kuralın bir istisnası ise yine 6750 sayılı Kanun ile düzenlenmiştir. Buna göre ticari işlemlere ilişkin kurulacak rehin sözleşmesinin tarafları tahdidi olarak sayılmıştır. İlgili düzenlemeye göre rehin sözleşmesi yapabilecek taraflar iki grupta düzenlenmiştir.

Birinci Grup | Bu grupta, rehin alacaklısının kredi kuruluşu; rehin yükümlüsünün ise tacir, esnaf, çiftçi, üretici örgütü, serbest meslek erbabı gerçek ve tüzel kişiler olabileceği belirtilmiştir. Burada tarafların yer değiştirmesinin mümkün olmadığına dikkat edilmesi gerekir. Yani bir kredi kuruluşunun bu grup kapsamında rehin yükümlüsü olma ihtimali bulunmamaktadır. Zira bu grup bakımından borç doğuran ilişki bir kredi ilişkisidir.

İkinci Grup| Bu grupta ise, bir tacir veya esnafın bir diğer tacir veya esnafa rehin verebileceği belirtilmiştir. Bu durumda, birinci gruptaki gibi taraf sıfatlarının değişikliğini engelleyen herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır. Ayrıca burada, birinci gruptan farklı olarak borç ilişkisi de herhangi bir sınırlamaya tabi değildir. Bu grup arasında taşınır rehnedilerek muhafaza altına alınmak istenen alacak; satım, kira veya garanti ilişkisinden ya da haksız fiilden doğmuş olabilir.

6. Rehinli Taşınır Siciline Tescil

Rehinli taşınır sicili, 6750 sayılı Kanun m. 8 kapsamında düzenlenmiştir. Kanun maddesine göre ticari işlemler kapsamında kurulan bir rehnin geçerli olması ve üçüncü kişiler nezdinde hüküm ifade etmesi için rehinli taşınır siciline tescili gerekmektedir. Rehinli taşınır sicili, tıpkı tapu sicili gibi aleni bir sicildir. Ancak tapu sicilinden farklı olarak, sicil yetkilisi ve yardımcılarının eylemlerinden doğan zararlardan devletin sorumlu tutulabileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır[2]. Bununla birlikte, bu kişilerin eylemlerinin hizmet kusuru olarak kabul edilmesi halinde sorumluluk doğacağına dair görüşler mevcuttur[3].

7. Sonuç

Taşınır rehni, özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir. Taşınır rehninde Medeni Kanunumuz uyarınca herhangi bir şekil ve taraf sınırlaması öngörülmemiş olmakla birlikte, ticari işlemlere ilişkin taşınır rehni sözleşmeleri bakımından özel kanuni düzenlemeler mevcuttur.

Öte yandan, 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu kapsamında yapılan düzenlemeler yoluyla, rehnin bir teminat aracı olarak ticari işlemlerde kullanılmasının yaygınlaştırılmasının amaçlandığı görülmektedir. Bu amaç gözetilerek getirilen sicil sistemi sayesinde, tıpkı taşınmaz rehninde olduğu gibi taşınırların da teslimsiz rehni, rehnin alenileştirilmesi ve üçüncü kişiler nezdinde hüküm ifade etmesi sağlanmaktadır.

Saygılarımızla,

Bozoğlu İzgi Avukatlık Ortaklığı


[1]METE, Cansu, “Taşınır Rehni”, D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 19, Özel Sayı, 2017, s. 1442.

[2] GÜRPINAR, Damla,Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Uyarınca Kurulmuş Olan Rehinli Taşınır Sicilinin Tapu Sicili ile Karşılaştırmalı Olarak İncelenmesi”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 19, S. 2, 2017, s. 66.

[3]AYDOĞAN, C. G., “Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu’nun Ticaret Hukuku Açısından Değerlendirilmesi”, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C. 33, S. 1, Ankara 2017, s. 37.