Reklam Kurulu Kararlarının Denetimi

İdareler tarafından tesis edilen ve hukuka uygunluk karinesinden yararlanan idari işlemlerin yargısal denetime tabii olması Anayasa’nın 125.maddesi uyarınca hukuk devleti ilkesinin en temel gerekliliğidir. Ticaret Bakanlığı nezdinde görevlerini icra eden ve COVID-19 pandemisi sürecinde denetimlerini arttıran Reklam Kurulu’nun tesis ettiği idari işlemlere karşı başvurulabilecek hukuki yollar ile Reklam Kurulu kararlarının denetimi bu yazı kapsamında kısaca incelenmektedir.

 

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un (“Kanun”) 63.maddesi uyarınca;  ticari reklamlarda uyulması gereken ilkeleri belirlemek, haksız ticari uygulamalara karşı tüketiciyi korumaya yönelik düzenleme ve denetlemeleri yapmak ve idari yaptırım uygulamak konusunda Reklam Kurulu yetkilendirilmiştir. Buna göre Reklam Kurulu, reklamların Kanun’un 61 ve 62.maddesinde belirtilen ilkelere, genel ahlaka, kişilik haklarına uygun olup olmadığının tespiti için re’sen veya şikâyet üzerine inceleme başlatabilir. Kurul, incelemesini ilgili belgelerin yer aldığı dosya üzerinden tamamlayacak, gerekli gördü gerekli gördüğü takdirde özel uzmanlık gerektiren hususlarla ilgili olarak ihtisas sahibi üniversiteler, özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilerin görüşlerine başvurabilecektir. Bu incelemeler sonucunda mevzuata aykırılık tespit edilmesi halinde Kurul; reklam verenler, reklam ajansları ve mecra kuruluşları hakkında reklamları durdurma veya aynı yöntemle düzeltme veya idari para cezası ve gerekli görülen hâllerde de üç aya kadar tedbiren durdurma cezası uygulayacaktır. İhlalin niteliği ve ağırlığına göre Reklam Kurulu’nun bu cezaları birlikte veya ayrı ayrı vermesi mümkündür.  Sonuç olarak Reklam Kurulu, hukuki denetim yapan ve ağır hukuki müeyyideler uygulama yetkisine sahip idari bir otoritedir.[1]

 

Reklam Kurulu tarafından Kanun hükümlerine göre verilen idari yaptırım/idari para cezası kararlarına karşı başvurulabilecek itiraz ve kanun yolları Kanun’un 78.maddesinde düzenlemektedir. Buna göre Reklam Kurulu kararlarına karşı kararın muhataba tebliğinden itibaren 30 gün içinde idare mahkemelerinde söz konusu idari işlemin iptal edilmesi amacıyla iptal davası açılabilecektir. Açılacak bir iptal davası kapsamında yürütmenin durdurulması talep edilmedikçe ve bu yönde bir karar tesis edilmedikçe, salt dava açılmış olması Reklam Kurulu kararının yerine getirilmesini durdurmayacaktır.

 

Bununla birlikte, Reklam Kurulu kararlarına karşı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (“İYUK”) 11.maddesi uyarınca dava açmadan önce fakat dava açma süresi içerisinde, yapılan işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi için tekrar başvurulması mümkündür.  Bu başvuru ihtiyari olup, dava açmak için zorunlu olarak tamamlanması gereken bir aşama değildir. Ancak Reklam Kurulu’na verilen idari para cezasının geri alınması ya da kaldırılması için yapılan başvuru ile birlikte;

  • Kanun’un 78.maddesinde öngörülen 30 günlük dava açma süresi duracak,
  • Talebin reddedilmesi halinde dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecektir.

 

İYUK’un 11.maddesi uyarınca yapılan işlemin geri alınması, kaldırılmasına ilişkin idari başvurunun 60 gün içinde idare tarafından cevaplanmaması halinde idarenin talebi zımnen reddettiği kanun hükmü gereği kabul edilecek ve dava açma süresi bu 60 gün sonunda işlemeye devam edecektir. Talebin açıkça reddedilmesi halinde ise reddedildiği tarihten itibaren dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecektir.

 

İYUK’un 11.maddesi uyarınca yapılan ihtiyari idari başvurudan olumlu bir sonuç alınamaması halinde idare mahkemelerinde açılacak iptal davası ile hem yapılan idari başvurunun reddine ilişkin ret kararının hem de Reklam Kurulu’nun idari yaptırım işleminin iptalinin talep edilmesi gerekecektir. Yukarıda da ifade edildiği gibi yürütmenin durdurulması kararı tesis edilmedikçe dava açılmış olması Reklam Kurulu kararının uygulanmasını durdurmayacaktır.

 

Açılan iptal davası sonucunda ilk derece idare mahkemelerinin tesis edeceği karar ile olumlu bir sonuç alınamaması halinde;

  • Verilen idari para cezasının 5.000 TL[2] ve daha az olması halinde iptal davası sonunda verilen karar kesindir ve bu karara karşı başvurulabilecek bir kanun yolu mevcut değildir.
  • Verilen idari para cezası 5.000 TL ve 100.000 TL[3] aralığında ise istinaf kanun yoluna başvuru mümkündür. Bölge idare mahkemesi tarafından istinaf incelemesi sonrasında verilen karar kesindir.
  • Dava konusu eğer 100.000 TL’den[4] fazla ise bu durumda istinaf kanun yolu sonucunda lehe karar alınamaması halinde temyiz kanun yoluna başvurulması mümkündür. Temyiz mercii Danıştay, ancak aşağıdaki 3 unsurun varlığı kapsamında yapacağı inceleme sonucunda aykırılık tespit etmesi durumunda kararı bozacaktır:
  1. Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması
  2. Hukuka aykırı karar verilmesi
  3. Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması.

Son olarak belirtmek gerekir ki;  Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının bir kısmı uzlaşmaya tabii olsa da, Kanun’un 77/A maddesi uyarınca Reklam Kurulu’nun verdiği idari para cezalarına karşı uzlaşma yoluna başvurulamamaktadır.

 

 

 

 

[1] İnal, E. & Baysal, B. (2008). Reklam Hukuku ve Uygulaması. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık.

[2] İlk derece mahkemesinin kararlarının kesin olduğuna ilişkin belirlenen parasal sınır 2020 yılı için 7000 TL’dir. Bu parasal sınırlar İYUK’un EK-1 maddesi uyarınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır.

[3] İstinaf kanun yoluna başvuru için belirlenen alt ve üst parasal sınır 2020 yılı için 7000 TL ve 176.000 TL’dir. Bu parasal sınırlar İYUK’un EK-1 maddesi uyarınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır.

[4] Temyiz başvurusu için belirlenen parasal sınır 2020 yılı için 176.000 TL’dir. Bu parasal sınırlar İYUK’un EK-1 maddesi uyarınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır.