Menfi Tespit ve İstirdat Davaları

İcra ve İflas Kanunu’nun (“İİK”) 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit ve istirdat davaları, maddi hukuk açısından borçlu olmayan kişiye, borçlu olmadığının tespiti ve ödeme yapmış ise ödenen paranın iadesi için getirilen hukuki imkânlardır.

Menfi tespit ve istirdat davalarında kural olarak görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleridir. Bununla birlikte, taraflar arasındaki ilişkinin niteliğine göre bu davalar; tüketici, sulh hukuk, iş, aile veya ticaret mahkemelerinde açılabilmektedir. Yetkili mahkeme ise, davalının (alacaklının) yerleşim yeri veya açılmış bir icra takibi var ise ilgili icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesidir[1].

A. Menfi Tespit Davası

Borcu bulunmayan kişilerce bir hak veya hukuki ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan dava, menfi tespit davasıdır. Borçlu bu davayı, alacaklı tarafından bir icra takibi başlatılmadan önce açabildiği gibi, takip sonrasında da açabilmektedir[2].

Menfi tespit davasında davacı sıfatı, davayı açmakta korunmaya değer bir hukuki yararı olan[3] borçlu veya mirasçılarına aittir. Davalı sıfatı ise henüz açılmış bir icra takibi yok ise alacaklı olduğunu iddia eden kişiye, bu kişinin mirasçılarına veya iddia konusu alacağı temlik alan kişilere, eğer mevcut bir icra takibi var ise, takip alacaklısına aittir[4].

a. İcra Takibi Öncesinde Açılan Menfi Tespit Davası

Kişinin borçlu olmadığının tespitinde hukuki bir yarar bulunması durumunda[5], henüz bir icra takibi başlatılmamış olmasına rağmen menfi tespit davası açılabilmektedir. İcra takibinin başlangıcından kasıt; ilamsız takipler için takip talebinde bulunulan tarih, ilamlı takipler için ise ilamın icra dairesine verildiği tarihtir[6].

Ancak menfi tespit davasının açılması, davayı açan kişiye karşı icra takibi başlatılmasına engel olmadığı gibi, menfi tespit davası açılmasından sonra başlatılmış olan icra takibini de durdurmamaktadır. İcra takibi öncesinde açılan menfi tespit davasında, alacağın yüzde on beşinden az olmayan bir teminatın yatırılmasına bağlı olarak ihtiyati tedbir kararı verilebilmektedir[7].  

b. İcra Takibi Sonrasında Açılan Menfi Tespit Davası

Borçlunun hukuki yararı varsa, alacaklı icra takibi başlattıktan sonra ve borç henüz ödenmemişken, borçlu olmadığının tespiti talebi ile menfi tespit davası açabilmektedir. Dava şartı olan hukuki yarara ilişkin bu konuda verilen yargı kararlarında, itiraz üzerine durmuş icra takibine karşı alacaklının itirazın iptali davası açması durumunda borçlunun menfi tespit davası açmasında hukuki yararının olmadığı, itirazın iptali davası açılması beklenmeksizin menfi tespit davası açılmasında ise hukuki yararın olduğu kabul edilmektedir[8].

Menfi tespit davası, başlatılmış olan icra takibini kendiliğinden durdurmamakta, ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına da karar verilememektedir. Ancak borçlu alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, gecikmeden doğan zararları karşılamak amacıyla mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini talep edebilmektedir[9].

Dolayısıyla borçlu, teminata ek olarak, takip konusu borcun tamamını takip giderleri ve faizler ile birlikte icra dairesine nakit olarak depo eder ve paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı alırsa takibin durmasını sağlayabilir. Böylece, mallarının haczedilmesini ve satılmasını, dahası eğer mevcut bir haciz işlemi var ise bu haczin kaldırılmasını talep edebilir[10]. Uygulamada “yüzde yüz on beş” adıyla anılan usul budur.

Menfi tespit davasında ispat külfeti, kural olarak borçlu olmadığının tespitini talep eden borçluda olmakla birlikte, iddianın dayandığı nedenlere göre ispat yükü yer değiştirebilmektedir[11].

Menfi tespit davasının alacaklı lehine neticelenmesi halinde ihtiyati tedbir kararı (mevcutsa) kalkmakta ve alacağını zamanında alamamış alacaklının uğradığı zarar, talep gerekmeksizin, yatırılan teminattan karşılanmaktadır.

Buna karşın dava borçlu lehine neticelenir ise, borcun var olmadığının tespitiyle birlikte icra takibi derhal durmakta ve ilamın kesinleşmesi üzerine içeriğine göre ve ayrıca hükme gerek olmaksızın icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilmektedir.

B. İstirdat Davası

İstirdat davası açılabilmesi için borçlu, icra takibine itiraz etmemiş ya da icra mahkemesi tarafından itirazının kaldırılması nedeniyle, icra takibi sırasında ve cebri icra tehdidi altında borcu ödemiş olmalıdır. Görüldüğü üzere, icra takibi sırasında takibe konu borcu ödemek zorunda kalan borçlu menfi tespit davası açamayacak, ancak istirdat davası açabilecektir.

Borçlu, istirdat davası yoluyla, borçlu olmadığı parayı cebri icra tehdidi altında ödemiş olduğunu ispat ederek, borçlu olmadığı halde ödediği paranın kendisine iadesini talep edebilmektedir. Bu davanın paranın icra dairesine tamamen ödendiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekir[12].

C. Menfi Tespit Davasının İstirdat Davasına Dönüşmesi

Menfi tespit davası esnasında ihtiyati tedbir kararı alınmamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir[13]. Bu durumda, borcun ödendiğini tespit eden mahkeme, menfi tespit davasına resen istirdat davası olarak devam eder ve bir yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz[14].

İstirdat davasına dönüşmüş olan dava borçlu lehine neticelenirse borçlu, mahkemeden, alacaklının tazminat ödemeye mahkûm edilmesini talep edebilir[15]. Buna karşın, alacaklının alacağına geç kavuşması söz konusu olmadığından alacaklı lehine tazminata hükmedilmemektedir[16].

D. Sonuç

Bu yazımızda uygulamada sıkça karıştırılan menfi tespit ve istirdat davaları karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Borcu bulunmadığı iddiasında olan borçlunun, bu yollardan hangisine başvuracağına karar verirken, öncelikle borcun halihazırda takibe konu edilip edilmediğini ve anılan borcu ödemiş olup olmadığını gözeterek karar vermesi gerekir.

Saygılarımızla,

Bozoğlu İzgi Avukatlık Ortaklığı


[1] İİK m. 72/8.

[2] Karslı Abdurrahim, İcra Hukuku Ders Kitabı, Alternatif Yayıncılık, İstanbul 2010, s.608.

[3] Yargıtay HGK E. 2011/19-622 K. 2012/9 T. 18.01.2012.

[4] Yargıtay 19. H.D. E. 2013/18512 K. 2014/1698 T. 22.1.2014.

[5] Yargıtay 19. H.D. E. 2011/10804 K. 2012/4553 T. 20.03.2012.

[6] İİK m. 35; İİK m. 42.

[7] İİK m. 72/2.

[8] Yargıtay 13. H.D. E. 2009/5267 K. 2009/11668 T. 19.10.2009.

[9] İİK m. 72/3.

[10] Yargıtay 12. H.D. E. 2014/32823 K. 2015/4058 T. 26.02.2015.

[11] Uyar, Talih, İcra Hukukunda Menfi Tespit ve İstirdat Davası, 

http://www.ankarabarosu.org.tr/siteler/ankarabarosu/tekmakale/1974-5/6.pdf

[12] İİK m. 72/7.

[13] İİK m. 72/6.

[14] Kuru, Baki, Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 191 vd.

[15] Muşul, Timuçin, İcra ve İflas Hukukunda Menfi Tespit ve İstirdat Davaları, Ankara 2014, s. 404-405.

[16]Uyar, Talih, İcra Hukukunda Menfi Tespit ve İstirdat Davası, http://www.ankarabarosu.org.tr/Siteler/1940-2010/Kitaplar/pdf/m/Menfi%20Tespit%20%C4%B0stirdat%20Davalar%C4%B1%20(%C4%B0%C4%B0K.m.72).pdf