Arabuluculuk Sözleşmesi

Arabuluculuk sözleşmesi, bir uyuşmazlığın taraflarının aralarındaki uyuşmazlığı arabuluculuk yöntemi ile çözüme kavuşturmak yönündeki iradelerini açıklayarak sağladıkları mutabakatları olarak tanımlanabilir. Arabuluculuk sözleşmesi taraflarca ayrı bir sözleşme olarak kurulabileceği gibi, taraflar arasındaki bir anlaşmanın koşulu olarak da kurulabilir. Arabuluculuğa başvurma konusunda bir anlaşmadan ayrı mutabakat sağlanarak sözleşme yapılması “arabuluculuk sözleşmesi” olarak anılırken, tarafların esas anlaşmanın bir koşulu olarak arabuluculuğa başvuracaklarına dair sağladıkları mutabakat “arabuluculuk koşulu” olarak anılır[1].

Arabuluculuk ayrı bir sözleşme olarak yapılması durumunda, arabuluculuk sözleşmesinin taraflar arasındaki hangi sözleşme ilişkisine uygulanacağının belirtilmesi ve bu sözleşmeler arasındaki bağlantının açıklanması gerekmektedir. Aksi durumda arabuluculuk sözleşmesinin hangi ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıkları kapsadığı konusunda belirsizlik doğabilecektir. Arabuluculuk sözleşmesinin hangi uyuşmazlıkları kapsadığı konusunda belirsizlik olmaması için genel kararlaştırma yapılmamalı, muhtemel uyuşmazlıkların kaynaklanacağı konu, sözleşme, ilişki arabuluculuk sözleşmesinde belirtilmelidir. Arabuluculuk sözleşmesinin asıl sözleşmeden ayrı bir sözleşme olarak yapılması durumunda ortada birbirinden bağımsız iki farklı sözleşme bulunduğu için, sözleşmelerden herhangi birinin geçersizliği, geçerli olan sözleşmenin hüküm doğurmasını etkilemeyecektir[2].

Türk hukukunda sözleşme serbestisi genel prensiptir. Sözleşme serbestisi, bir sözleşmeyi yapıp yapmama, bir sözleşmeyi sona erdirme, bir sözleşmenin tarafını belirleme, sözleşmenin içeriğini belirleme ve sözleşmenin şeklini belirleme konusunda özgürlüğü ifade eder. Arabuluculuk sözleşmesi kanunda düzenlenen bir sözleşme türü değildir. Bunun bir sonucu olarak arabuluculuk sözleşmesi için kanunda öngörülen bir şekil şartı bulunmamaktadır. Arabuluculuk sözleşmesi tarafların bu konudaki karşılıklı irade beyanlarıyla kurulabilir. Ancak arabuluculuk sözleşmesi her ne kadar kanunda düzenlenmemiş ve bu sözleşme için bir şekil şartı da belirtilmemişse de sözleşmenin yazılı şekilde yapılması iddia ve ispat sürecinde kolaylık sağlayacaktır.

Arabuluculuk sözleşmesi bir sözleşme olduğu için Türk Borçlar Kanunu’ndaki sözleşmelere ilişkin genel prensipleri karşılaması gerekir. Bu doğrultuda arabuluculuk sözleşmesi kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olmamalıdır.

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 1. maddesi gereğince arabuluculuk ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır. Arabuluculuk sözleşmesinin de konusu tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıklardır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri bir konuda arabuluculuk sözleşmesi yapılması halinde bu sözleşme geçerli olmayacaktır. Örneğin aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir. Aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar için arabuluculuk sözleşmesi yapılması halinde sözleşme kanuna aykırı olacak ve kesin hükümsüzlük sonucunu doğuracaktır.

Arabuluculuk sözleşmesinin amacı, tarafların dava açılmadan önce alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden olan arabuluculuk sürecini başlatma ve bu yolla uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması istekleridir[3]. Bu doğrultuda taraflar arabuluculuk sözleşmesinde arabuluculuk sürecinin belirliliğini sağlayacak ve uyuşmazlık dostane bir şekilde çözüme kavuşturulmasına imkan tanıyacak düzenlemeleri arabuluculuk sözleşmesinde yaparlar.

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca, başkaca bir usul kararlaştırılmadıkça arabulucu veya arabulucular taraflarca seçilir. Arabuluculuk sözleşmesinde arabulucu veya arabulucuların kimler olacağı taraflarca belirlenebilir. Buna ek olarak arabuluculuk sözleşmesinde taraflarca;

  • Arabuluculuk görüşmelerinin yerini ve süreleri,
  • Arabuluculuk müzakere sürecinin tamamlanması için asgari görüşme sayısı,
  • Arabuluculuk görüşmelerine katılımın nasıl sağlanacağı,
  • Arabuluculuk süreci masraflarının nasıl ve kim tarafından karşılanacağı,
  • Arabuluculuk sürecine katılacak uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayabilecek uzmanları,
  • Tarafların gizliliğe ilişkin sorumlulukları gibi hususlarda düzenleme yapılabilir.

Arabuluculuk sözleşmesi, hali hazırda Türk hukukunda yaygın olarak nitelendirilebilecek bir sözleşme değildir. Ancak arabuluculuk konusunda özellikle dava şartı arabuluculuk düzenlemeleri ile atılan adımlar arabuluculuk konusundaki farkındalığı arttırmaktadır. Buna paralel olarak da ihtiyari arabuluculuk faaliyetlerinin yaygınlaşmasıyla arabuluculuk sözleşmelerinin de daha geniş şekilde uygulama alanı bulacağı açıktır.

[1] ÖZBEK, Mustafa Serdar, “Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin Tahlili”, MÜHFHAD, Prof. Dr. Ali Rıza Okur’a Armağan, 2014, C. 20, S. 1, s.1123; MEMİŞ, Abdullah Berat, “Ticari Uyuşmazlıklarda Zorunlu Arabuluculuk Usulü”, 2020, s.100.

[2] TAŞPOLAT TUĞSAVUL, Melis, Türk Hukukunda Arabuluculuk, Ankara 2012, s.102.

[3] BORA, Özlem, Arabuluculuk Sözleşmesi, Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Özel Hukuk Yüksek Lisans Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2019, s.62.